Sıcak çörek eşliğinde Agustin’in mısralarından damlayan melankolinin derinliklerine dalmıştım. Bu kadar yoğun melankolik hali bana geçmiş anılarımı hatırlatmıştı. Bu denli karamsar yazması bu denli derin karamsar duygular hissetmesinden kaynaklı diye düşündüm. Agustin’in şiirlerini yorumlamamız bitmişti sıra benim yazılarıma gelmişti. Biraz çekiniyordum yazılarım hakkındaki düşüncelerinden. Agustin’in dilinden dökülecek kelimeleri dört gözle bekliyordum ama tuhaftı iki yazıyı okumak bu kadar uzun sürmemeliydi. Yine de sesimi çıkarmadım belki de bu onun yorumlama yöntemidir diye düşündüm. “ Bilmiyorum adlı yazında duygularını şeffaflıkla aktarışın çok başarılı, karşıya geçirmişsin içindeki o karmaşayı” dedi. Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü kağıtlarımın arasına karışmış olmalıydı o yazım, donup kaldım ne diyeceğimi bilemedim. Yanlış bir şey mi söyledim. Hayır sadece bu kendimi pek iyi hissetmediğim bir dö...
Yıllardır hayalini kurduğum hayattan uzağım Uğruna yıllarımı, gençliğimi, benliğimi verdiğim yoldan uzağım Yolumu değiştirmem hiç de kolay olmadı gerçi yolu değiştiren ben olmadım. Bir gün kendimi o yoldan sapmış buldum sadece. Geriye baktığımda iz yoktu kaybolmuştum karanlık ve bilinmezlik ormanında. Yanımda kimse yoktu sadece uzaktan sesler geliyordu. Yoldan saptığım için beni yargılayan sesler Yapacak hiçbir şey yoktu artık ne ileri gidebiliyordum ne geriye. Tek yaptığım oturup birilerinin gelip bana yolumu göstermesiydi Biraz zaman geçti ve etraf insan doldu. Her biri bana farklı bir yol gösterdi ama bunların hiçbiri benim yolum değildi. Ne yapacaktım, kime uyacaktım, onların yolunda mutluluk var mıydı? Bir karar vermem gerekiyordu ya kendi yolumu kendim bulmalıydım ki daha da kaybolabilirdim ya onların yolundan gitmeliydim. Karar vermek çok zordu benliğimden, hayatımdan, hayalimden vazgeçemezdim bunca yolu ne için gelmiştim ama tek başıma kaybolduğum yoldan ...