Bir Laneti Yaşamak
Küçük bir oğlanken bile üzerine vazife olan
olmayan – özellikle vazife olmayan- her konuda hadsizce soru soruyor, merak
ediyordu. Her konuya pervasızca yorum yapıyor, yoldan geçen herhangi bir
insanın bile her hareketine kulp takıyordu. Dükün soylu ailesi minik
oğullarının absürt soruları karşısında gülüp geçiyordu. Ancak gittikçe abartılan
ve çizgiyi fazlasıyla aşan sorular karşısında bir süre sonra tahammülleri kalmadı.
Dükün bıyıkları yeni terlerken aile, bin diyardan bin doktor getirdi ama
hiçbiri ne bu hastalığa teşhis koyabiliyor ne de tedavi üretebiliyordu. Yıllar yılları
kovaladı, Dük evlenme çağına geldiğinde hiçbir düşes onunla evlenmek istemedi.
Çünkü Dükün yosma kadınlara bile ilgi gösterip onları merak etmesi, onlarla
görüşmesi ülke sınırlarını geçen olaylardı. Dük için en uzak diyardan Düşes
Marianne geldi fakat o da dükün bu anlamsız, abartı ve yersiz merakına ancak
sekiz ay dayanabildi. Sonunda ailesi de ölünce dük, yapayalnız kaldı. Bunca yıl
insanlara her soruyu sormayı, özel hayatlarına müdahale etmeyi kendine hak
bilen dük ilerleyen yaşlarında bu huyundan vazgeçemedi. Son nefesine kadar hem
kendi hayatını hem çevresindeki insanların hayatını zehir etmeye devam etti. Son cümlesi
bile “Dün 2231 sokağından geçen kırmızı fularlı kadın evli mi?” oldu.
Dük hayatını
yitirdikten sonra
Çok geçmedi
anlamaları
Bu illetin
Bulaşıcı bir
hastalık olduğunu
Lanetli Dükün
halkı
Yanı başında
duran
Uzaklarda aradığı
tedaviyi
Bulamadı.

Gerçekten başırlı Bi hikaye. Giriş, gelişme ve sonuç bölümleri güzel işlenmiş. Yazar özenle seçilen betimlemeler arasında hikayeyi biraz daha uzatıp okurlara sadece yorum yapılacak değil akıllara kazınacak bir hikaye oluşturabilir.
YanıtlaSil