Ana içeriğe atla

Sosyal Medya Hakkında

Çok da uzun olmayan bir süre önce hayatımıza giren sosyal medya sansasyonel bir olay olmaktan çıktı. Çıktığı dönem inanılmaz bir ivedilikle zirveye oturan sosyal medya uygulamaları şimdi hayatımızın vazgeçilmezleri. İçimizde yatan gösteriş ve paylaşma hastalığını uyandırdılar. Şimdi ne zaman kahve içsek, bir arkadaşla buluşsak ya da eğlensek bu anıları fotoğraflayarak paylaşmadan rahat edemiyoruz. Çoğu uzman artık bu tutkuyu “kötü bir alışkanlık” olarak adlandırıyor ve bu konuda ciddi çalışmalar yapıyor. Peki günümüzde adeta bir hastalığa dönen bu sosyal medyalar ile maceramız nasıl başladı?

  Tarihin ilk sosyal medyası 1997 yılında çıkan “Six Deegres Seperate” idi. Daha sonra 2003 yılında Linkledin, 2004’te My Space ve Facebook gibi sosyal mecralar takip etti. Temelde hepsinin ortaya çıkış düşüncesi aynıydı, sanal ağ üzerinden iletişimi sağlamak. Bazı sosyal mecralar sadece spesifik bir dala odaklanıyor –örneğin sadece iş üzerine- ama çoğunluğu hiçbir şey ayırmadan kocaman bir kitleye, tüm dünyaya hitap ediyordu.

(fotoğraf:https://www.dijitalajanslar.com/sosyal-medya-tarihcesi/)

 Bu sosyal medyalardan insanlar gezdikleri yerleri, yedikleri yemekleri, nasıl hissettiklerini paylaştılar. Dışarıdaki dünyayı yansıtan bir gazete gibiydi, gazetenin tek konu sizdiniz. Sonraları kullanıcı sayısındaki takdire şayan bu artışla beraber sosyal medyalar dış dünyanın yansıması olmaktan çıkıp başlı başına bir dünya oldu. “Sanal Dünya”da profil oluşturmanın kolaylığından mütevellit insanlar artık kim olduklarını değil, kim olmak istediklerini yazmaya başladı. Özellikle sosyal hayatında başarısız insanlar bu hayali kimliklerinin arkasına sığındılar. Vücut ölçülerini istediği gibi söylediler, odasından çıkmadan Dünya’yı nasıl gezdiğine dair yalanlar dizdiler.

 Günümüzde oluşan linç kültürünün temelini de bu hayali kimlikler attı. En basitinden günlük hayatında kibarlık kırıntısı olmayan insanlar sosyal medyada başkalarına kaba etiketi yapıştırıp hayatlarına devam etti. Bugünse artık bu linçlerin önünü alamaz olduk. Sürüden farklı bir düşünce söylediğin an hayatında duyduğun en ağır ithamlarla suçlanıp yargılanmaya başladın. Sosyal medyada insanların haddini bilmesi olayı kalmadı. Herkes her düşünceye, yargıya, değere ileri geri yorum yapmayı kendine hak bildi. Bu vakitten sonra anonim kimliği kaldırmaya yönelik atılan her adımsa özgürlüğe vurulan pranga olarak görülmeye mahkum oldu.

 “İlişkiler de artık sadece eğlenmekten ve havalı olmaktan ibaretti, kimse kimsenin gözlerine bakmıyordu, herkes sadece fotoğraflarda nasıl çıktığına bakıyordu. Ne zaman bu kadar gösteriş budalası olmuştuk, ne zaman bu kadar yüzeysel olmuştuk?” (00.00 Biri Sizi Düşünüyor, N.G Kabal)


Athena

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ENOLA HOLMES FİLM YORUMU

Öncelikle filmden biraz bahsedeceğim sonra film ve dizideki farkları söyleyip yorumu yazacağım. Filmin türü Netflix'te çocuk ve aile filmi olsa da bana göre feminizm, gizem ve suç  Film Sherlock Holmes'in kardeşi, Enola adındaki genç kızın annesi kaybolduktan sonra yaşadığı maceraları anlatıyor. Bu maceralar arasında abileri Sherlock ve Mycroft'u alt ederek evden kaçmak, annesini bulmak, kaçak lordun hayatını kurtarmak ve zarafet okulundan kaçmak var.        Başroller : Millie Boby Brown = Enola Holmes Henry Cavill = Sherlock Holmes Sam Clavlin = Mycroft Holmes Helena Bonham Carter = Eudoria Holmes Louis Partridge = Lord Tewkesbury     Yönetmen : Harry Bradbeer     Yapımcı : Mary Parent     Öykü : Nancy Springer     Film Süresi : 2 saat 3 dk     IMDb : 6,17    Google kullanıcılarının %95' i beğendi.    Filmin Fragmanı :  https://www.youtube.com/watch?v=W4VLWPpWH5A       ...

Mesafe

  Sıcak çörek eşliğinde Agustin’in mısralarından damlayan melankolinin derinliklerine dalmıştım. Bu kadar yoğun melankolik hali bana geçmiş anılarımı hatırlatmıştı. Bu denli karamsar     yazması     bu denli derin karamsar duygular hissetmesinden kaynaklı diye düşündüm.  Agustin’in şiirlerini yorumlamamız bitmişti sıra benim yazılarıma gelmişti. Biraz çekiniyordum yazılarım hakkındaki düşüncelerinden. Agustin’in dilinden dökülecek kelimeleri dört gözle bekliyordum ama tuhaftı    iki yazıyı okumak bu kadar uzun sürmemeliydi. Yine de sesimi çıkarmadım belki de bu onun yorumlama yöntemidir diye düşündüm.  “ Bilmiyorum adlı yazında duygularını şeffaflıkla aktarışın çok başarılı, karşıya geçirmişsin içindeki o karmaşayı” dedi. Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü kağıtlarımın arasına karışmış olmalıydı o yazım, donup kaldım ne diyeceğimi bilemedim.   Yanlış bir şey mi söyledim.  Hayır sadece bu kendimi pek iyi hissetmediğim bir dö...

Tanıtım

Athena ve Amber üniversite sınavına hazırlanan iki genç kız. Hayalleri için mücadele eden iki genç kız. Athena ve Amber hayatlarının, hayallerinin bir yerde saklanması ve paylaşılması gerektiğini düşündü. Bu paylaşımlarda insanların yaşamlarına, kalplerine dokunmayı amaçlıyorlar. İçlerindeki yazma aşkını blogta yayınlayacaklar. Her bir yazı da kendilerinden bir parça olacak. Yazılarında ebebiyat ve bilim üzerinden ilerlemeyi planlıyorlar. İçerikler : film-dizi yorumu, kitap yorumu, bilimsel araştırmalar, edebi yazılar ve daha fazlası olacak. Bloğu hayat gibi akışa bırakacaklar. İlham hangi konuya el verirse... Blogta ilerleme düşüncesi onları mutlu ediyor çünkü ne kadar çok okuyucu olursa o kadar çok insana dokunabilecek ve ilhamları artacak. Şu an o hayaller için yazıyorlar ilerde okuyucular için yazacaklar. Blog yazılarını sık sık yenilemeyi planlıyorlar. Yazılarında her konuya değinecekler.  Şimdiden iyi okumalar iyi eğlenceler  Bilimvedebiyat yazılarında kendinizi bulmanız...